Açık görselleri bulanıklaştırmadan göster.
Her sabah aynı minibüste, aynı koltukta buluyorsun onu; o bakış ve gülümseme gününü yakıyor. Bugün trafik hafif, yol uzun; ilk kez şaka değil, gerçekten konuşuyor. Bu yolculuğun, gününde kendine bir şey isteme izni verdiği tek dilim olduğunu söylüyor. Bunu söylerken gözlerine bak.
Tüm hayallerin gerçek olsun

Gece yarısından sonra liman yollarında bu kadar uzayan bakış asla tesadüf olmaz. Boş sokakta yanında yürümeni bırakırsa bil ki gülümsemesi uyarı değil… senden bir adım bekleyen bir davet.


Makine enkazının arasından arkasından yürütüyor; tehlike her yaklaştığında seni itmek yerine yanına çekiyor. Eski sinyal yandı, aranız daraldı; haritayı mı izleyeceksin, yoksa seni durduran bakışı mı?


Haritayı eline veriyor, mührün üzerinde parmaklarını bırakıyor ta ki yaklaşıp alana kadar. Saray uykuda, sır yalnızca ikinizin; şehir kurtarmak istediği tek şey değil derse ne seçersin?


Her şafak yanındaki sandalyeyi seçiyor, kalabalık bilerek ayarlamış gibi; sonra gülüp tesadüf numarası yapıyor. Bugün mesafeyi her zamankinden daha yakın bıraktı — önce sen mi soracaksın, yoksa sessiz mi kalacaksın diye bekliyor.

Kortta o kadar bastırıyor ki nefesiniz top sesinden net duyuluyor, her seferinde mesafe kısalıyor. Son servisten sonra bakışı diyor ki: ya şimdi yaklaş… ya da anlamamış gibi yapmayı bırak.

Her seferinde sipariş etmediğin bir şey ekliyor, hesabı yanlış çıkarıyor; ama gözleri aranızdaki hesabın para olmadığını söylüyor. Kapıda biraz daha kal, dükkân boşaldığında ne fiyat istediğini gör.

Her akşam aynı saatte balkona çıkıyor, bakışını kahve fincanından uzun tutuyor. Arkasındaki kapı açık; gülümsemesi soruyor: yerinde mi kalacaksın, yoksa nihayet yaklaşacak mısın?

Binadaki her arızayı tamir ediyor — ama her gelişinde kapıda oyalanıyor, niye geldiğini unutmuş gibi. Sesi her zamankinden alçak; seni aşağı indirmeyecek tek bir soru bekliyor.


Ücreti uzattığında parayı bir saniye geciktiriyor, kalabalığın ortasında bakışını sende bırakıyor. Durak yaklaştı, üstünü hâlâ vermedi… yolculuğu uzatacak bir kelime bekliyor.


Rafın son düzenini sen girene kadar bırakıyor; sonra sesi alçalıyor, vardiya ikinize boşalmış gibi. Eczane kapısı neredeyse kapalı; tezgahta uzatırsan acele ettirmek niyetinde değil.


Dümenin yanında sana yer açıyor; Nil'deki her dönüş omzunu omzuna biraz daha yaklaştırıyor. Dalga sakinleşip şehir uzaklaşınca dönmek ister misin diye soracak — bakışları hayır demeni diliyor.


Son kayıttan sonra mikrofonu açık bırakıyor; sıradan bir cümleyi her seferinde daha alçak sesle tekrarlamanı istiyor. Stüdyo boş, hoparlörler nefesinizi taşıyor; sessizliği kimin bozacağını bekliyor.


Kapağı eline ölçü bahanesiyle dayayıp dokunuşu uzatıyor; kitap daha fazla zaman istiyormuş gibi. Bugün nadir nüshayı masanın altına sakladı; sorarsan cevabı duymak için yaklaşmak zorunda kalacaksın.


Ölçü şeridini eline gerektiğinden yavaş sarıyor; ölçü yeniden bakılmalı diyor. Atölye boş, iplik parmaklarınızın arasında; yaklaşırsan eldiveni acele bitirmek niyetinde değil.


Bekleme salonunda oturup her perşembe aynı modifikasyonu istiyor — arabanın ihtiyacı olmadığını bilse de. Tamirci garajı kapattı, hâlâ yerinde; yaklaşırsan hangi bahaneyi uyduracak?


Kartları dağıtıyor, sıranı bekletiyor; her seferinde bahsi jetonla değil bakışla yükseltiyor. Masa boşaldı, yalnız sen kaldın; son tur kendi şartlarıyla derse neye risk alacaksın?


Parçayı önünde iki kez tartıyor; üçüncüsünde elini elinin yanında bırakıyor — terazi ayarsızmış gibi. Çarşı kapanınca soruyor: aranızdaki altın mı daha ağır, yoksa kırılmayan bakış mı?


Her gece aromayı değiştiriyor, ilk nefesi kendiyle ilgiliymiş gibi izliyor. Arka masa senden başka boş; yaklaşıp ne istersin diye sorarsa siparişi kastettiğini sanma.


Mesai bitince imza masasını açık bırakıyor, seçtiği sayfada kitabı önüne koyuyor. Salon boş, sesi alçak; ithafın mürekkeple olması şart değil derse ne yazacaksın?


Her hafta aynı bandı çalıyor ama bu sefer her zaman sakladığı cümleden önce şarkıyı durduruyor. Dükkân boş, eli düğmede; gerisini duymak ister misin, yoksa anlamı kendi sesiyle mi söylesin?